Afşin Tokyo
-
- 5,49 €
-
- 5,49 €
Beschreibung des Verlags
Tokyo'da zaman daha hızlı akıyor. Sabah altıda kalkıyorum çoğu zaman. Yedi gibi evden çıkıyorum. Tren çok kalabalık oluyor. Evet, o videolardaki görevliler gerçek. Özellikle yoğun saatlerde, işlerine geç kalmak istemeyen insanları, üç beş kişiyle ittirip yolcuları birbirine yapıştırarak treni daha da kalabalık hale getiren görevliler var. Her gün değil, bu manzara, daha çok işe gitme saatlerinde bazı hatlarda oluyor. Bu konuyla ilgili abartılı görüntüler de dolaşıyor internette. Fakat gördüğün kalabalık gerçek. Tokyo zaten dünyanın en kalabalık şehri olarak biliniyor. Turistleri de sayarsak, kırk milyona yakın insan yaşıyor. Metre kareye düşen insan sayısı oldukça fazla. Trenler iş saatlerinde öyle kalabalık oluyor ki, bazen nefes almak bile zorlaşıyor. Bu kalabalığa dayanamayıp bugüne kadar kaç kişi rahatsızlık yaşayıp kalp krizi geçirdi Allah bilir.
Çalıştığım ortamı merak ediyorsun. Üniversitede de tempo gerçekten çok yüksek. Farklı ülkelerden gelen pek çok öğrenci var. Japonya'nın her yerinde disiplin çok önemli. Her şeyin bir zamanı, bitirilme süresi, neyin ne zaman yapılacağının bir planı var. Bizde olduğu gibi 'göç yolda düzelir' anlayışı burada geçerli değil.
Japonların çalışma ritmi, şekli bizimkinden çok farklı. Daha sistemliler. Bir o kadar da sessizlik içinde yapıyorlar işlerini. Yorgunluk ne kadar fazla olsa da kimse yorgun olduğunu söylemiyor. Onlarla birlikte ben de yorulmadan çalışmam gerektiğini öğreniyorum. Ne kadar çok iş yaptığımı akşam trene binip eve varıncaya kadar anlayamıyorum.
Senin de bildiğim gibi, Japonya bizler için gerçekten şaşırtıcı bir ülke. Hem modern hem çok geleneksel. Tapınakların gölgesinde neon ışıkları yanıp sönüyor. Otomatlardan çorba dahil, istediğin her şeyi alabilirsin. Fakat insanların kalbine girmek zaman istiyor. Bunca insana, milyonların neden olduğu kalabalığa, sıkışık trenlere rağmen yalnızlık burada öyle fazla ki, yer gök yalnızlık dolu diyebilirim.
Kütüphanedeki konuşmamızı unutur muyum, tâbi ki hatırlıyorum. O cümleyi söylediğim anı unutmadım. Hayat bizi nereye savurursa savursun birbirimize yazmayı hiç bırakmayacaktık. Sen benden daha gerçekçisin, gülmüştün bu sözüme. Şimdi o günleri düşündüğümde içim sızlıyor. Gençliğimiz, birlikte kaldığımız oda, yurt arkadaşlarımız, para bulamayan yoksul kız öğrencileri seks işçisi olarak pazarlayan kantinci geliyor aklıma. Cezalandırılmak şöyle dursun belki de mesleğinde yol kat etmiştir. Türkiye'de suçlulara nasıl davranıldığını bildiğim için başka türlüsü gelmiyor aklıma. Yurtta, okulda olanaklarımız iyi değildi, yoğun kalabalık da ders çalışmak zordu, ama her şeye rağmen mutluyduk. Arkadaşlığımızı, birbirimize olan bağlılığımızı kıskananlar vardı. Yaşlanmadık hala genç sayılırız. Neyse tatlım. Gelelim gönderdiğin e postaya.
Yemin ederim almadım. Öyle çok gönderi alıyorum ki, o kalabalıkta gözümden kaçmış olmalı. Yazdığını görsem mutlaka arardım seni. Hiç siler miyim sevgimizi, unutur muyum hiç. Hayatımın hiçbir yerinden silinmedin, anılarımızı daha dün gibi kalbimde saklıyorum. En güzel yıllarımızı birlikte yaşadık ve birbirimize söz verdik hiç ayrılmayalım diye. Yazmaya fırsat bulamamış olmam, sevgimizin bitmesinden değil. Ortak defterimiz olan bu sayfayı ben de açtım geçen hafta. Yıllar önce neler yazdığımızı okudum. Nelere üzülüp sevindiğimizi tekrar hatırladım. Peşimizden koşan oğlanlarla amma dalga geçmişiz. Ne günlerdi o günler Tanrım. Tilkilerin arasından ördek yavrusu gibi geçerken bile cesurduk. Paramız az olsa da kendimize bakıyorduk. Kuaföre vereceğimiz parayla kitap almak ya da sinemaya gitmek için saçlarını ben kesiyordum, sen de benim saçlarımı kesip tarıyordun. Roman yazma düşüncemiz de güzeldi. Belki bir gün yaparız. Hayatımız bitmiş değil ki. Birikmiş yazılarımız var, yazmaya devam edelim. Bakalım yıllar ne getirecek.